2- Bozlak
Akşam oldu sarı bozkır bozlak bozlak kanadı Mezar ıssızlığı çöktü göçük yüzlere Biçilmiş göğ ekin bakışlarıyla Birer gölgeydi kadınlar Sevinç devşirirlerdi Bebelerinin ilk umut mumu yanan gözlerinden Deli bir hayaket gibi koştu yel bağırarak Parçalanmış eteklerini savurarak Bir tarih zuhur etti göğün yırtık yerinden Alaca kuşlukta çekip gittiler On beş kişiydiler Onbeşindeydiler Öküz gönü çarıklarıyla dağlar gibi basarlardı toprağa Bir kaç nikel para kuşaklarında Bir de yavukludan yadigâr Kınalı saç dürülü işlemeli yağlıklar... Bozkırı biçen dereyi geçemedi ihtiyarlar Birer mezar taşı gibi kalakaldılar Çile çiçeklenmiş sakallarına Farimiş gözlerinden acı yaşlar boşandı Korkularını susuşlarına saklayamadılar Öpülen ellerine bir türlü bakamadılar Birisi Yemen` den söz açtı- birisi Balkanlar` dan Yeniden sızı verdi kocamış yaraları Esirlik günlerini anımsadılar Ufaldı karaltılar kil yeşili dağlarda Kimisinin anası- kimisinin yâreni Gitti onlarla ufkun ucuna kadar Gözleri yabanıl atlar gibiydi Ve kavi yürekleri kan içinde Ölümcül bir afat oldu ayrılışları Ve bir daha dönülmez kadar uzak Kerpiçten evlerin el kadar camlarından Çocuksu gözleriyle bakakaldı yavukluları Acı yaşlarını saklayamadan siğim siğim ağlayarak.. On beş kişiydiler Onbeşindeydiler Bir daha dönmediler...
Adnan Durmaz
|