Söz Kurşundan Ağır
çalınmış akşamlar da ve yarım kalmış şarkılarda kaybettiğim izler ah ah yalınayak tozlu yollarda yürüyen çocukluğumun saf günleri ah ateşe durmuş aşamüstleri ah uzaklarda kalmış mavilikler neden çaldınız gözlerimden uzayıp giden bir senfoniyi oysa ölümlü bir ağacın ilk su gördüğü gün gibi bir karanlık hücrede ağaran günün ilk ışığı sanmıştım ben bu geçen gölgeyi ve ruhumda her insan bir tebessüm dü neden yargıladınız bir dalgadan içimize vuran parıltıyı o ki bir buluttan adımını atarken aşşağıya özgürlük sanıp kanmıştı yalanımıza o ki bir sükuta dem olmuştu biraz çekingen isyanıyla bir damla da öldürdük ya güllerin çalımını son kurşunumuz tükendiğinde onurumuzu sürdük kavga meydanına gün oldu kurşundan da ağır oldu sözümüz.. ve artık ağaran bir sonbahar yaprağında dalgınca yere diktiğimiz yüzümüz ne zaman başkaldırsa uzaklara dalar gider utancımız yok insan gibi insan olmakdan başka gün olur enginde bir mavilikde yankılanır sözümüz gün olur söylenecek söz kalır dünyada....
İsa Sarı
|