Uykusuz Gece
Gece.Elimde açılıyor tüm bulvarların kapıları Sana söyleyemediğim düşlerimi örmede Sana yollanmamış bir mektubun içinde Kendimi izinsiz izlediğim bu kent Bırakmıyor peşimi, geçmişimle birlikte Neler neler çıkıyor/çıkmıyor karşıma Kaçsam diyorum Nereye Bölünüyorum yaşlı Kore`nin yüreği gibi ikiye Sabah yakın, mehtapsız bir grilik Çin Seddi`ne mı, Kafkasya`ya mı çekiliyor tül Ülkemin üstündeki kara örtüyü kaldıramıyorum Acı gibi yayılıyor gövdeme yerleşememek Yerleşmek korkusu göçebeliğimden Utanarak/Ayıplanarak sancıyor bir yerlerim Uyku tutmaz artık beni Kimi tanıyorum şu dört duvar arasında Kime telefon açsam şimdi Kimin bölsem uykusunu Çağırsam yanıma/yarınıma ve dertleşsek Sana uzanamıyor ellerim Başkalarının sıcaklığına alışamamış ellerim Dostunu/düşmanını tanımamış ellerim
Sabah.Bir başka dili kuşanıyor bilmediğim kimliğim Bir başkası gibi okula gidiyorum Çantamda anamın vatanından gelen mektuplar Duymuyorum konuşulanları/anlamıyorum okuduklarımı Şurada vurulan Niko muydu/gençliğim mi Omzuma neden hiç bir mart konmadı/dert mi buda Avuçlarımı ilk kim terletti Hangi otobüsten bilet almıştım ben Yönüm ne yanaydı unuttum Bavulumda ne vardı unuttum Kimlerle öpüştüm unuttum Yaşlı gözlerim geride kaldı Ne zaman gelmişim ben bu yüreği parça parça kente Neresi burası, uzak mı bize Meraklılara ne söylerim önüme açınca haritayı Kin dolu bakışları nasıl çevirsem bir başka dile Açmayın bacaklarınızı dağlar göller Akşamı saklayın içinizde Karanlıklar, o hain karanlıklar kalsın derinliklerinizde Biraz mavi gönderin, ışık gönderin Düş/me kendine
Gece. elimde acılıyor tüm gürültü ve cinselliğiyle Dişiliğiyle Sana söylemek istediğim şeyleri söyletmiyor Bana/Sana yazılmamış bir şiirin içinde. 24 Kasım 97
Cem Özkök
|