Kabüs
Soluğum kesilmişti. kar simsiyahtı o gece. kendisinden bezmişti ayağımın altında inleyen toprak. belli ki rüzgara meydan okumaktan, yorgun düşmüş tepedeki bayrak...
En deri yerinden bir okyanus parçası yerleşti içime. bir okyanus ki; beni yutmak ister, bir okyanus ki; azgın dalgaları, yüzlerdeki gülüşler...
Vazgeçip herbiri topraktan ağaçlar intihara soyunmuş. sessiz sakin, lakin arkalarına bakmadan. güçsüz dalları yorulmuş, nankör yapraklar taşımaktan...
İnce inceydi, sicim sicimdi gözlerin kar simsiyahtı katran gibi dökülüyordu gecenin üstüne. hava üşüyordu, gökyüzü sırılsıklam, içimdeki buzdağlarından lavlar fışkırıyordu...
Lodos vurmuş zift soluyan bacalar, nefretini şehre kusuyor, şehir benden kaçıyordu. sokak lambaları birer zebani, her köşede beni bekliyordu. her köşesi yedi bıçak, yedi köşeli ayın her köşesi ciğerimi deliyordu...
Artık idam vaktiydi... kar simsiyahtı katran yağıyordu geceme gözlerim üşüyodu, gökyüzü kanrevan, içime kaynar sular dökülüyordu...
Yetişememişken henüz amaçlarıma, kar simsiyah yağıyordu yamaçlarıma. yedi ölüm tattım o gece, çözemediğim yedi bilmece. ismin yağıyordu saçlarıma ismin yağıyordu ince ince...
Faik Kıvanç
|