Parise Vardığımda Bir Nostalji Ki Vurur a Vurur.........
Sarayburnu yol üstü Bir lamba yanar üst taraflarda Sarı ışıkta Kulaklar fısıltılı Marmara bulanık İnsanlar var heryanımda Beni anıyorlar Birileri kapılarda beklerler Biliyormusun Taze gelin gibi giyinik Nereye gidiyorsun der Aziz Piyere Denizde koyuluk varmı yine Hayırdır Başlarken ben Bir ara içime doğar gibi Kaldırımlar yine ıslak Çamur derya Küfür var havada Orospular İbneler yol boyu Yahudiler terketti burayı Liman üstünde dekor aynı Yemek yenilmeli Kız kaçacak Oğlan kovalayacak Karşıda askerler el sallarlar İşmar ederler Korkarmı insan bir çalma parmaktan Ver gitsin Yolda bir kedi Bir adam Şapkası bile Suskun Öylemi hala soğuktan üşüyen eller Gelmeli diye bir satır Sapsarı kağırt Ahizeyi gösteren ok aklımın ucunda Dur gitme Sesler dolaşıyor loş odalarda Önünde Helikopter böceği var Isırırsa görürsün Ayağı kaydı oğlanın Delikanlılık çağı Pabuçlar o biçim Pamuklu şeker alalım N’olur der velet Lunapark ışıklar altında Ah birde sis bassa Kolum elimin gerisinde dururken nostaljik Bir ses yükselir derinlerden Boğaz uğuldar mı Allık yok Pudra terde akar İster ki kız Bacaklar fora Komşunun telefonu cırlak Bebek masumiyet uykusunda Gidelim Garson çay getirir Ellerde şeker yalama Kız sokulur oğlana Soğuk ya Bahane Şahane bir görüntüsü var Yıkık kilisenin Arkasında üç katlı ahşap bina İki de kadın önünde Başlar camlarda Akşam olacak birazdan Git lambayı yak Çoraplarını giy Üşütürsün Reçel taşar gibi duruyor ateşte Kadın kapıcı Aldırma Ara merdivenlerden çıkarız bir boşluğa Sağdaki kapı var ya Doğuyorsun bir yerimde Çıbanım var Burun yanak arası Gönlü olsa Kız oğlana varır Üşüyor musun Rus gemisi geçiyor bak Acıktım Amcadan bir pide alalım Tükürüklü musikide Kadın ipek çoraplarını çekiyor Baldırlarında siyah yonca Aklımı başımdan alacaksın Sen berduş kuş Artk ekmek yok Bu kadar Sırtımda kocaman bir üşüme Eski şehire inat Kışmı geldi Diri diri memeler sallanıyor Sıkışmış basma yelekte Et özledim Beyazımsı Pembemtrak Hafifte nemli Ürperiyor Ciğerinden su aldılar Kayısılar kurudu Ne kadar da güzeldi Bu yaz Tellak yapışmış peştambalını soyar sessizce Görünüyorsun Gidelim mi Birazdan ezanda okunur Geç kalma vapura Rüzgara verme kendini Tozlanmış bana verdiğin cam kalp Az ileride bir gazeteci var Birşeyler al Beni düşünürken Oyalanırsın...........
Müge’ye
Barakadan Yıllar öncesinden bir kart sırtı, önü Paris arkası Bu.....
Baraka
|