Umut Sarayı
terketti beni zindanın mahrum sıcaklığı etrafıma gerdanlık dolanmış zircirinden ayrı sedeften bir gömlek var üzerimde yakalarında dikiş izleri saklı bir de bulutları kıskandıran bir güzellik gözlerimde yaşlardan doğan gökkuşağı sessiz bir bekleyişin ortasında yürürken sanki maratondayım bir ağlatma yarışı heryan insanlarla dolu ve kara gözlerle hepsinde de bir timsah bakışı umutlu olmak isterdim herzaman ama burası karaların dünyası şanlı yüreğim vardı eskiden hep gülen o da garipsedi bütün bu olanları sadece yarenlerim kaldı benden habersiz onlar da anca doldurur safları yegane feryadım olsaydı dilimde inletseydi keşke tüm kulakları hayatımın yıllarını sayınca bir bir saymakla biten sadece ilk yılları cefayı tanıdım daha ana karnındayken sonra sözlükten öğrendim okul yılları defalarca ağladım karanfille birlikte gül de katıldı bize bazen hazan ayları sonra bitti güz ,sustular gül ve karanfil benim gözlerim hala aynı susmak yok bizde konuşmak esas ama kimse anlamadı dillerimiz farklıydı defterimiz güneşin tohumlarını süzerken yazdıklarımız hep acılıydı son defa baktım ardıma ölmeden zerrelerden güller dökmüşlerdi hepsi de kapkaraydı
Ömer Acar
|