Sadece Mualla
siyam bakışlı güzel mualla kaşları ince bir hat,gözleri ela kirli dünyanın saf yakası değirmen tepenin ünlü vakası sen duymadın mı hala siyam bakışlı güzel mualla
leylaklarla süslenmiş etrafı yılanlarla bezenmiş her tarafı sanki görünmez dağların zirvesi sis dolu bulutların hevesi ela gözleri dolu yaşla siyam bakışlı güzel mualla
bedduadan fedakarlık yapan ilk dünyada son yaşayan deri gömleğini giy de görünme feryat figanlarla dostluk edinme dağlarla dolaşırken üşüme asla siyam bakışlı güzel mualla
serseri bir tohum gibiydi bahçesinde ses vardı ama dil yoktu lehçesinde geriye bakma sakın dönüp te kalbini kırma sakın düşüp te ne işin vardı senin o adamla siyam bakışlı güzel mualla
denizlere alışmak zordur elbet girdaplara uğramak ta bir servet tayfalardan uzak dur emi eğer batarsa kırık dökük gemi gelirsin o zaman yüreğindeki salla siyam bakışlı güzel mualla
yeşil köylerde seyrederdim derinliği sıcak rüzgarlarda hissederdim serinliği üstüne bir şey al üşütme sakın bak sesin değişmiş hastalığın pek yakın kendine bakma boş ver dünyayı salla siyam bakışlı güzel mualla
demirden ağaç gölgeleri vardı eskiden tavşan yapardık beşten ve ikiden sonra ölümünü beklerdik tavşanın anlardık ne kadar zor olduğunu alışmanın ben böyle söylesem de aldırma sen dost ol yaşamakla siyam bakışlı güzel mualla
Ömer Acar
|