Adsız Arkadaşım
Fark ettim bir gün o donuk gözlerinden Yaşlar süzülüyordu. Belli ki umutları yıkılmıştı. Hiç sormadan böyle bir kanıya varmıştım. Usulca yanına yaklaşıp Oturduğu buz gibi merdivene oturdum. Bir sigara yakıp uzattım. Hiç itirazsız aldı;uzun,ince parmaklarıyla. Korkuyordum konuşmaya Ürküyordu belli Ben gibi... Yüzüne baktım irkildi, Kaçmak için bir hamle yaptı. Elimi uzattım,titriyordu Ben gibi... Gitme yalnızım Sen gibi... O şaşkın iki göz gözlerimde Olduğu yere çöktü. Meraklı gözler almıştı yaşların yerini. Sebepsiz sevindim. Ağlaması kesilmişti. Hava karanlıktı ve sis iyice çökmüştü Ankara’nın üzerine. Kalabalık koşuşturma içindeydi. Mesai bitimiydi. Telaş telaş içinde...
Söze nereden başlayabilirdim ki? Bakışmaktan öteye gidememiş Yol alamamıştık. Birisini bekler bir hali de yoktu zaten. Adını sormadım;anlamsız olurdu Önemi de yoktu zaten Kendisi seçmemişti ki! Tıpkı benim özgürlüğüm olmadığı gibi Siz gibi...
Tekrar sigara yakıp uzattım, İtirazsız tekrar aldı. Elleri narin,ince,pürüzsüzdü. Okuyor mu, çalışıyor muydu? Sormadım.
Kavgan neye? Hayata. Neden? Pisliğine. Derdin ne? Alaylı güldü:Senin yok mu? Var......... İsyan edelim. Nasıl? Bu kaldırımda oturarak. Nasıl olur ki? Gözlerime baktı,şimdi parlayan gözleriyle. Olur olur izle insanları. Peki. Ve son cümlesi; Sadece izle ama asla konuşma oldu.
Haklıydı en gizli silah susmaktı.
Ayrıldık bir daha görmedim. Çok gittim aynı yere,yoktu. Bana öğrettiği,hayatımın anlamı oldu. Çok şey paylaşmıştık aslında. Yol almıştık suskunlukta.
Adsız arkadaşım neredesin? Kim için ve neden? Hiç öğrenemedim...
10.10.2000 ANKARA
Arzu Bağrıaçık
|