Yoksun
Yoksun artık sen; Sesin inliyor duvar yamaçlarında Bütünüyle yeşile döndükçe gece, Gözyaşlarıma boğuldukça sarı deniz Kara güller tomurcuklanıyor nar ağaçlarında Sensizliğin bukadar zor olduğunu bilsem Daha bir özenle boyardım seviyi Kırıp tüm fırçaları tuvalleri Resmini çizerdim tüm zamanlara Hemde; Gözbebeklerimdeki siyah uçlarlla şimdi gece biraz daha gıri oysa nasılda apak bırakmıştın geceyi vuruldu tüm yıldızlar inan kızıl bir alev parçası ayın en tutuk hali ve benimse; bomboş bir sevda yanımda kalan ellerin;ellerimde yinede gözlerin; tutuşan şafak diplerindeki diş izlerin uğultular inlemeler kulaklarımda ve bir tat damağımda hani o; terli öpüşlerden en mahrem yerlerinin...! duruşun;kadınlarca bastırışların;yürüyüşlerden kalan jop izlerine pamuk ellerinin paletli panzere döndüğü an bastırma deyişlerim var acıyla bastırmaa her ah çekişimde yüreği kabarıyor faşistlerin sonra gülüşün benim halime, acılar özlemler içinde sevincin, haz alışın özlemleri bastırmaktan ağlayışın, acıyarak gülerken bile; inan her kahkahandan gözyaşı düşüyor yere oysa! Nasılda saydamdı alabildiğine sevdamız Etrafından sevi görünürdü tümüyle İnattık ve mutluluk adınaydı kavgamız Ama zamansız düştü bak kollarımız Yoksun artık sen, Sesin inliyor duvar yamaçlarında Kimimiz aşkı bulmuş ararken Kimimiz hala dağ başlarında Soluğumuz işte sevgimiz ta ıraklara Tek bir gözün kaldı ey sevgili Küçük bir zeytin tanesi Tenin kaldı yarı ıslak ve serin El değmemiş koklanmamış derisi Öylesine çeker işte beni delice En öpülesi tutkususundur esmerlerin Yoksun artık sen Sesin inliyor duvar yamaçlarında Hiç gelmeyeceksin belki Ve belki sensiz kapanacak Sana ve aşka anarşist bu gözlerim
Ömer Kıvanç
|