Bilsem
Bitmeyen raslantıları yaşıyorum Bu bitmeyen raslantıların örgüsüymüş meğer yaşam Bilinmeyene uyanıp bilinmeyene yatıyorum Günü ayı yılı belli değil Ne zaman ne olur hiç belli değil Bir akıntıya kapılmış öyle ilerliyorum Çöküşün tam da ıssızlığa uzandığı nokta burası Hayat bir kez daha bilinmeyene akıtıyor Canımı akıtıyor yüreğimi ne varsa bende benliğimi akıtıyor Öylesine güçsüzüm ki bu rastlantılara karşı Farkında olmaksızın yaşadığım bu depremler bu felaketler bu seller Nereye diye sorabiliyorum sadece Ne aklım ne mantığım bu delirtici anlayışa erebiliyor; yetebiliyor Bir kez daha ben bin kez daha ben olsaydım Biliyorum yine de yetmezdim anlayabilmek için bu yaşamı Hiç bir kural sınır yasak tanımaksızın Akıp giden ya da dayattığı kuralları Her an değişebilen; her an bitiveren bu anlamsız sürüklenişi Belki de benim anlam veremediğim bu sürüklenişi Öyle bir noktaya kayıyorum ki Artık anlam bile önemini yitiriyor Bilmeyenle bilen, sevmeyenle seven bir oluveriyor gözümde Herşey bir oluveriyor ve karşıma dikiliyor Soruyor: `Nereye? ` -Bilsem...
Özlem Kılıç
|