Bir Masal
Bir öykü yazıyorum sana kardeşim. Bir masal bu. Kalbinden düşen bir mavi boncuk Gözünden damlayan mutluluk gözyaşı. O boncuk gözlerinden dökülen gözyaşı...
Bir masal bu kardeşim. Ne prensi var, ne de prensesi Ama bir masal bu Kaleminden kağıda sızan bir mürekkep damlası gibi, Yalansız bir hikaye...
Gökyüzünün berraklığı gibi, Bulut gibi, ekmek gibi, Tertemizdi önceleri. Bir su damlası gibi. Kalbinden düşen boncuk gibi... Öyle saf, öyle masum...
Önce ozonu delindi aldığın nefesin. Bulut grileşti, ekmeğin sıcaklığı gitti. Büyüdün sen kardeşim. Yerdeki çöpü görür oldun. Masaldaki cadıyı tanır oldun...
Bir masal bu kardeşim, dedim ya! Cadı girdi prensle prensesin arasına Gökyüzünün maviliği gitti. Karardı boncuğun, yosun tuttu. Çok büyüdün sen kardeşim Mürekkebin bile soldu.
Büyüdün diyorum kardeşim, Çok büyüdün. Büyüdükçe sen Daha da düğümlendi masa! O düğümlendi, kör düğüm oldu. Ama sen hala merak etmiyorsun masalın adını Sence ne bu öykü, kimin öyküsü? Senin, benim, onun? Evet kardeşim; hepimizin! Hayat, bu masal kardeşim, Bir oyun gibi oynayacağın bir hikaye Ne cadısı var, ne prensi, ne de prensesi...
Ama hala anlayamadın değil mi kardeşim? Boncuğun neden yosun tuttuğunu, Mürekkebin neden solduğunu, Cadının kim olduğunu...
Merak etme kardeşim Biraz daha yaşarsan Bulursun düğümün çözümünü. Biraz daha dinlersen masalı, İşte ozaman gök mavileşir. Ozaman temizlenir boncuk Ozaman renklenir mürekkep...
Büyü kardeşim! Büyü sen. Ama masalı dinleme sadece Masala gir. Prens ol, prenses ol! Cadı olma! Kalbinden düşen boncuk ol! O boncuklar sevginin ipine dizilsin Gök mavileşsin Ekmek ısınsın yeniden. Gülsün yüzün Ozon kapansın...
Masal da böylece bitsin kardeşim Gökten üç elma düşsün Senin olsun! Benim olsun! Onun olsun!
Eda Erman
|