Binyılların Türküsüdür Bu Gülüm
Bin yılların türküsüdür bu içimdeki İçimdeki bir aş, sevda, bir aşktır Toprağa atsam kardelen olur fışkırır dağlarda Bir merdiven misali tırmanmaya çalışıyorum mahpusum Kadrimi görürüm duvarda ki yürüyüşlerimde İsmi belirsiz bir yolcuyum. İsyanım sabahlara, tan yerini Gökten ayıran, kızlııarı mavi yapan Güneşe.. Binyılların türküsü bu Acı acı esnemekte içimde Kadrini bilmez duvarlarda yürümekteyim İsmi belirsiz bir yolcu gibi Yalan dünyaya arşın arşın sevda ektim, Görmedim huzur mahpustan öte bir garip gardiyan Başımda, çıkmıyor aklımdan yalanın aziz türküsü Binyılların türküsündeyim ölüme denk yaşamdan öte Dilimin ucunda inceden bir sızı Kulağımda çingene mastikası Bir saçımı yolarım isyandan bir misvak ısırırım KalmdI aklım kardelen filizlerinde Bir kış bekler benim gibi pusuda Ölüm kokar sokaklar sanki bir lambanın altında mahpus dünya Ne kader yalanı bu nede zindan bir şiir Bu binyılların türküsüdür gülüm ağlamaklı Ana kucağından kopan gurbetlerin en tatlı türküsü Sıcak aşın buharından aynada kalan Ufacık buhuların süzülüşüdür bu yavaş yavaş Bu ateşli ve acılı bir türküdür gülüm bin yıllardır. Bu bir sevdadır gülüm, çam ağacının yanında ki ufacık kardelenin Kocaman kartaneleri ile savaşıdır gülüm. Binyılların türküsüdür bu gülüm.
Gölge Gezgini
|