Gizdüşüm
Boşlukta uçuşan kemiklerin kanattığı karanlık: Sürekli, geceye bölünen saatlerin asıldığı yer. Kıyı boyunca çalınan sabah: Esrik tin. Sehpada unuttum başımı, us yitik. Di- vansızların bembeyaz ayetleri gibi peşin hüküm giydik. Gözlerim deniziğnesi. Kırıl benliğimin benli gözenekleri içinde, sürgünlerin gizli sessizliği. Alnıma dayarım güz görümlük ömrümü, seherin cılız eliyle. Uzakta- ki vahşi güle hüzün kokarım. Ve ölüm ardıma leke düşer, gözlerimden çekilen sıcaklık korkuluk yüzümde soğur soğur, iki kaş arasında yenilir kendine uzun yol. Çiçek tüter düşler karanlığı kısıp pencerede, gök uçurtma çeker yıldız çölüne. Bir ışık örtüsü açılacak göğe, acılaşan gecede; suya ateş düşüp kirpiklerime gömülecek, yüzüme sıkışmış erguvan ölüleri. Dilenci kızlara serpinti yağmurun kırık sesi. Ay batışı gözlere iki ezgi gibi hüzün çökerim, tetikte yalnız kalan gölgemle. Sıkıntımın yıldız sefası, n’olur kapatma kollarını, sakalıma basma sabah. Denk cepheli çatışmalar ederi kadar başlık paramız, asmayın bizi. Güvercin uçuşu, alabildiğine rüzgâr; gez arpacık göz tetikte. Ölüm açmazda bekleyen kuş seslerine sağanak: Bakire umutlar. Görünmez viranlığım. Çiy damlacıkları… Soluğunda sevişen fesleğenleri, üç kulaç kurşuni sudan gözlerini saran kokusu: sendeleyen hoş bir yaşam, inanç yüklü gülüşlerde. Gecenin sararmış mühründe billurlaşan sessizliğe dolunay doğarım. Düş artık yakamdan güneş kırıklarına dadanan sevda.
Kaan İnce
|