Manolya
gözlerin akşamdan kalma kimbilir hangi masada unutulmuş yorgun devrilmiş kadehler örtülerin üzerinde tütün kokuyor saçların hâlâ
bizim meyhaneye de uğrasaydın Cemal vardı Edip vardı şiirler okuduk mumlar yaktık uğrasaydın ya nasılsa birbirimizden gizlenerek ağlardık
gelseydin keşke masamızda bir demet çiçek bir şarkı çalıyordu
-ah manolya manolya-
sana gülümseyip kendime susuyordum
iri memeli bir kadın boyalı baştan aşağıya koynundan çıkarıp hüzünlü bir adam bırakıyor masanın üstüne sevgilisiymiş içerdeymiş
gelseydin bir fotoğraf bir şiir bir de ellerim vardı
bir çiçeği ben öldürdüm öteki kendini
iri memeli bir kadın
-ah manolya manolya-
bir kadeh rakıya üç gülümseme verdi bir sarhoşluk aradı bir unutkanlık
-ah manolya manolya-
bak İlhan da masamızda şaraptan şiir çıkarıyor tükettiğimiz onun sözü
yanaklarımızdan düşüp masaya damlayan parmak izlerimden korkuyorum
-ah manolya manolya-
peşimize düşen olmasa
her şey bittiği anda başlıyor bir kişilik yokluk çok değildir dünyaya sen gelmedin gecenin de haberi yok sesin de var parmak izlerin de var yaşamımda en çok öptüğün yere yağıyor yağmur
-ah manolya manolya-
gece bitti işte çıkıp dünyaya basarak yürüdüm! ..
Ayten Çolakoğlu
|