Toprağın Kırmızısı
Hani toprağa ayağın değer ya ve ruhun yağan damlalarla birleşir o an. hani bir sanatçı biçimlendirir ya yüreğinin ham genişliğini kıvılcımın ta kendisiydi bunlar.
işte senle böyle başladı yol arkadaşlığımız evreni kucaklayan bir pınarın üzerinde bir çiğ tanesi kadar olan bizler akıntısına karşı durmak yerine bıraktık ya kendimizi derinliklerine elleyemediğimiz ışıklardı bunlar.
engin bir bilinç ne demek anladık o zaman isyanların boşluğunu fırsatçıların narını bulduğumuz alevlerin ortasındakilerdi bunlar.
kelamımızla muhabbet edişimiz bir tek yüreğimizle kalışımız kıyam eden yaseminlere tanıklığımız karacaları anımsamamızdı bunlar
soygunlar olsa da elimizden alamadığı bir ruhumuzun bir gülümsememiz var olduğu bir yolcuğun ilk durağıydı bunlar
nedir gerçekler sence hırsımızın kurbanlıkları mı kardeşimizin kanları mı hipnozun büyüsünü bozduğumuz tarihti bunlar.
bin çıplak ete bir güzel yüreği değişmediğimiz kahkahalara kulak asmadığımız bir ormandaki filizdi bunlar.
ortada dev bir karyan bir kaç yılan biraz da zaman boğuşacağımız canavarın sunduklarıydı bunlar
dağların zulmü toprağın hükmü bilirsinki ferahın arkasındaki aştığımız zahmetti bunlar.
yastık altında sildiğimiz ellerimizle büyüttüğümüz sudan daha berrak akıttığımız gözyaşlarıydı bunlar.
uykunun haram olduğu masumluğun suç olduğu paranın ilah olduğu yıkmaya and içtiğimiz şehirlerdi bunlar.
kucaklara sığdıramadığımız paylaşmaktan doymadığımız en büyük silahımızı kullandığımız zaferin mimarı sevgimizdi bunlar.
İşte o sevginin sonunda nebulaların ortasında bir çileğin bıraktığı sıcaklığın kırmızısıydı bunlar...
Reha Başoğul
|