Oyuktaki Güç
Nasılda parmaklarımda eriyor kısacık tazecik saçların erkekliğimi eskitiyorum bu mor odalı koyunda avuç dolusu güç kamçılıyorum sana nasılda zevk kırıntıları bırakıyor arkasında emilen küpeler silkinen tenler koyultuyor feleğimin rengini bezler parçalanıyor ahşap oymalı divanında sessiz sersemler gibiyiz biz o oyukta... süt dilin bade terin iç iç bitiremiyorum dudaklarımda ben bittim onlar akmaya devam ediyor sırtıma. ateş parçası buz damlası oluyor nostaljik bir roman gibi okuyorum seni her bir sayfanda bir deli bir de deli edeni Eros uyanıyor geliyor şafağın gerisinden ok yetmiyor mızraklarıyla saldırıyor menekşe kokunu veriyor süzülen yanaklarıma parmakların dolaşıyor seni kavrayan diri kollarımda iz bırakıyorum kalçalarında sözlerim oynaşıyor kulaklarınla masal perisi değilsin ama ondan güzelsin nar değilsin ama ondan alevlisin kırbaç değilsin ama ondan betersin masmavi gözlerin gözyuvalarıma yerleşirken ıslaklığım içindekini bitirsin zamanın çeşnisi başlıyor kokmaya yalıçapkınları çobanyıldızını oyalıyor sokak lambalarına kızan gölgem dumanları boğuyor sızıyoruz köşedeki işlemeli mindere işlenmiş sahneleniyor bedenlerimizde nasıl da avuçlarım kayganlaşıyor senle iken bir posta güvercini gibi heyecanlısın bir kaplan kadar gururlu nerede kaldı senin keklik ürkekliğin ilk nehrinde niye bukadar çabuk boğuldum sorarım sana olmasaydı etrafta toscanın çikolatalı opera armonisi kimi zaman sessizlik kimi zaman ney taksimi yapışırmıydı bu dudaklar boynundan geri karışırmıydı şişen göğsüm göğsünden ileri olsun bu da yastıkaltı öyküsü gibiydi kapı altından bırakılan bir not gibiydi... bilinmedik ezberlenmedik bir bahçe camında üstsüzlüğüne kapıldım işte... tekrar gelir miyim bilmem yanına beyaz pelerinli prens gibi gizemli an adımı ormanında belki çeker kanım azgın köpük çıkaran dalgalarını belki duymak ister korkularım ruhundan serpilen gerilimli hatıraları istersin sende belki kucağımı, yanımı, bağrımı...
kuş cıvıltılarının duvar öremediği sabahta hırsız gibi pencerene giren esintinin aramızdaki yangına yetişmesiyle uyudun da söndü gözlerinin mavi ışıkları coştu gözlerimin yeşil akıntıları...
Reha Başoğul
|