SAVRUK KIR ÇİÇEĞİ
savruk kır çiçeği dalgın uçuşlardadır bu dem terk edilmiş uğursuz gecede uğultu rüzgardan yankılanır sil baştan ısıtmalı üşümüş ruhları yeniden düşmeli kadının ezeli rahmine derinde apansızın kalkışan o akrepten azade
savruk kır çiçeği semalarında kentin eteklerden yükseldi karışarak soğuğa taptaze bir rüyadan kopararak kendini kahır gizledi yalnızca bağrında
zeytin dalları bile küsmüş gözyaşı derledi yıldızlardan acı topladı zorlu sağanaktan ve astı yüzüne kır çiçeği yola düzüldü ayrılık ne ki ölümden gayrı ne ki yalnızlık… seçilmiş besbelli sürgünde bir boşluktu oysa gönül küskünlüğü aşk yazar sevda yazar acı yazar da boşluk ne yazar ki?
dert çıkını doldu bu akşam çileler derlendi bir kabustan kandı sağılan karanlıkta damardan astı yüzüne mahzun bir gülüş süzüldü yavaş yavaş yola düzüldü savruk kır çiçeği…
(22 Mayıs 2003)
Naime Erlaçin
|