Yollar
Tükenmeyen yollarda yolculuğum sürmede Kâh müjdecimdir rüzgar, kâh belâ üfürmede
Bir ızdırap sahnesi, çiledir perdeleri Dekor dekor bir dehliz, gidildikçe ileri.
Kıvrım kıvrım uzuyor kafada fikir gibi Yollar ki akmadadır, kül rengi nehir gibi.
Yollar ki bilmecedir, çözülür gibi değil Ya hedefi çek getir, ya yollarda sen eğil.
Bazen titrek bir ışık gelir okşar yüzümü Karanlığa çevirir en mesut gündüzümü.
Uzaklardan görünen ümit denen bu ışık Yollarda işarettir, inkisârla karışık.
Ey yalancı ışıklar, yollarımı kesmeyin, Durun artık rüzgarlar, püfürmeyin, esmeyin!
Ben, yolunu kaybetmiş zavallı kelebeğim Ben, isyan yumağında çığlık atan bebeğim.
Ben, derdini eritmiş ruhunun potasında Ben, mağmalı yanardağ, nihayet noktasında.
Bir başında harâmî, öbür başta canavar Kalmışım orta yerde, ne insafsız bu yollar.
Ne menhus adamlarmış bu yollarda dikili; Hakikat nümunesi, hak yiyenler heykeli.
Didik didik ettiler, kalmadı bende mecâl, Yok mu bir münsif, yazık, insaniyet hep mi lâl?
Uzatıver âh Hocam, nûrnimet ellerini Bu yollar ağartacak saçımın tellerini.
Ben giderim, yol gider, ben giderim yol gider Yolcular meçhullere yollarda kol kol gider.
Bitecek mi bir bilsem benim de yolculuğum, Varlığıma müsâvi bu yollarda yokluğum.
1985/Erzurum
Nizamettin Saltan
|