Yüreğim Seni
Soylular dizlerinden çekerek ellerini Mahşer gününe çevirdiler zamanı Meydanları kırılan Zincir şakırtıları ve kelebek sesleri sardı Çığlıkları sardı göğsümü gençkızların Dişlerimi öfkeyle kenetledim Pürçekleri döküldü kimilerinin Kimilerinin yüzleri sarardı Kemiklerime kadar dayanan bir hançer Hayır, hissetmedim
Yine de susmadan, sakınmadan küfrettim Lanet dedim, kediler ve köpekler Ve lanet sana bağrımı ezen kahır
(odamda bir başıma kalmak güzeldi kendi ruhumu kucaklardım sonra kalabalığa karşı dilimde bir türkü keşfederken gövdeme aykırı ayaklarımı)
bir sözü savurmak rüzgara savurmak sevgili yüzünden sonsuzluğa
-zarif seslerle ağlayan melekler sizler ağlamayı bilir miydiniz sizinde bir sözünüz var mı söylenecek sevda bir kelime olarak girer mi lügatinize-
zürriyetimden kalacak olanı sanırım sakladılar benden münzevi bir yüz istendi ince parmaklar, bu çirken surete ve gizlendim
seni yokluğun defterine yazıyorum adım gözlerim seni karanlığa yüreğim seni bir nişan gibi mumyaların bağrına takıyorum ve bu şiiri yüreciği korkularla müzeyyen bir kızın gülümseyen resmi altına bırakıyorum
-zarif seslerle ağlayan melekler seslerinizi iliştirin sesime duyarsa üzülmesin külkedisi-
soylular dizlerinden çekerek ellerini mahşer gününe çevirirler isterlerse zamanı.
İlhami Atmaca
|