Pençelerimden Siliyorum Kan İzlerini
Hergün birkez daha ölümlüyüm Sönmekte bir bir ömrümün kandilleri Ey ekim, yazgımın kara imzası, kederlerin Ödevim bitti benim bekleyenim yok Tanınan yüzlerimde yandı ayazlarda Kışların bağımsızlığında, kar tanelerinin
Oyalanmaya vakit bulamam aşkta bile Çünkü hep terkin eşiğinde yüreğim Yorgun atlarımın hepsi yılkı Yüreğim yılkı sonsuza değin
Eskimiş tüllerin ardında yüzüm Mahalli bir oyunun aksak ayaklarında İzlenebilirim ancak Bir mezar kuşunun -belki bir ebabil’in- Ötüşünde gizlidir sesim Kanım kulluğun hazzıyla böyle, Yüreğimde çiçek yaraları, yüzümde Hergün biraz daha eskiye mahçup Verilmiş borç sözlerin ezikliğimdeyim.
Ey karanlık artık beni tanı Yenildim, dişlerine göre değilim savaşcıların Giydiğim her zırh parçalandı kağıtlar gibi Büküldü bileğim girdiğim her savaşta Onursuz bir yaşamak olur sonrası
Ey karanlık artık beni tanı Her yakarışım anlatılacak çocuklarıma Utancım aşındırıyor yiğitliğimi Yitik bir kahraman olarak yaşamaktansa Senin bahçende bir bahçevan olmak daha iyi Pençelerimden siliyorum işte kan izlerini Uysalım senin yanında
Ey karanlık artık beni tanı Bir mazeret buldum aciz ilahlarıma Şehadet parmağım havada O’nun yanındayım Hep yakınım sana ey Mim, inancım bütün Sözlerim aklımda, ölümün farkındayım
Tanınan yüzüm yandı ayazlarda “Maliki yevmiddin...”
İlhami Atmaca
|