Seni Seviyorum Aşkım
Yüz yirmi sayfalık yalnızlık mıydı; Paylaşmak istediğim. Yoksa paylaştıklarım mı; Yüz yirmi sayfaydı bilmiyorum! Bir hayatı paylaşmak yetmez bana, Sen varken kollarımda... Nasıl bir bardak çayda Bir şeker kaşığına yer varsa Bu bebeğinde hayatında sadece sana yer var Ama korkma benim hayatımdaki Şeker hiç çözünmüyor Yani sen sonsuza kadar karıştıracaksın hayatımı Büyük işler yapacağız karışan dünyamda Seni anlatmakla başlayacağım Amel defterinden büyük defter gerektiği için... Ama insanların anlattığı güzelliğini veya çirkinliğini değil Onların göremediği kâdim yılların güzelliklerini anlatacağım sendeki Nasıl ki duruşunda bir çocukçalık ardından gelen bir karmaşıklık var ya onu Her öpüşümde senin kaçışını Hep beni beklettiğini Ya da karıcığım lafına karşılık kocam demeni Sende hep güzel olan bir şeyler kalacak Gözlerinin mutlulukta parlaması gibi Veya adını koyamadığım yüreğimdeki çırpınış gibi Hatta gülüşündeki ağlayış gibi Bende hep sevgin kalacak Kalbimin ışık görmeyen fesleğen kokulu Titrek mum ışıklı salonunda rahatın için Bir ufku anlatmak gibi Her varışta yeni bir ufuk Her ufukta yeni bir iklim gibi Ve son durak yine aynı Başlangıç Başladığım da bittiğimde hep aynı noktanda olacağım Sınırları hep bana açık bir dünyada gezmek seni anlatmak Önemli olan başladığın noktaya falan dönmek değil Önem arz eden varacağın noktaların zamanını bilmek Tıpkı atomsal buluşmalardaki zamanlar gibi Dünyanda gezerken hep yağmur ormanlarına rastladım Benden başka ne bir ayak izi ne bir mezar vardı En çok buna sevindim Ne bir böcek isterim benden başka hayatında ne de bir... Yıllarım geçiyor sensiz Tam beş asırdır yoksun ortalarda Hava bulutlu seni bekliyor güneşim yazım Rüzgar esiyor soluk soluğa senden bir haber gibi Deniz kokusu geliyor haberlerle İçime işleyen ne deniz kokusu ne haberler İçime işlemiş olan sensin Fırtına yaklaşıyor gibi Yol alma zamanı geldi artık Yeni bir seyrü sefere doğru Bininci turu tamamlamam gerek artık... Bu acelemi senin ateşlediğini biliyorum Bu seferden sonra ortaya çıkacağını da... Yüzüme cennetten gelen bir sonbahar çarpıyor Ağaçların yapraklarından damlarken aşkım Bir menekşe nasıl oluyor da yetişiyor buzulda Diye sormak geliyor içimden Ama senle imkansızlıklar yok O kadar farklılıklar var dünyalarda Sonsuz farklılıklar ağaçların farkı Toprağın kokusundaki farklılık Gök yüzündeki renklerin farklılığı Ve salak insanlar farklılıkların doğurduğu güzellikler yerine Benzerlikleri arıyor Ben seni farklı olduğundan seviyorum Bana öğrettiklerin için Benimle kavga edişini özledim Seni özledim aslında kavga bahanem Bana usulca tokat atmanı Dudaklarımın dudaklarında canlanışını Farklı yanlarımız sevmemi sağlıyor seni Disipline sokulmuş bir hayat gibi seninle adımlarım Ne de olsa ben senin dünyandayım Sen de benim dünyamda İçime soluduğum hava ta derinlerine iniyor vücudumun Hep bir şeyleri yokluyor Anılarımı veya senden gizlediğim yanlarımı Gözlerin gibi işliyor içime Benim öksürüp içimdekileri almak gibi Ama istediğin her şeyi kolayca veriyorum sana Ne bir patika var Ne de bir iz hep bildiğim şekilde senin sürüklediğin gibi Gidiyorum farkındasın Bunu da biliyorum Neden hiç geceler yok Zaman dolmayı bekleyen bir havuz gibi Sesler dalgalanan bir deniz Ve renkler bir bütün beyaz Göz kamaştırıcı her şey buluşması gibi Dalgaların güneşle Bu sefer daha bir sıcak oldu gittiğim taraf Aydınlanır gibi oldu seman Bir girdap gibisin her şeyi alan Ama sadece beni teslim etmeyen Bende teslim etmeni istemiyorum zaten Dünyadaki taşlar kadar çeşitli güzellikler var sende Yakamoz düşmesi gibi Güneşin yüzünde parlayışı Veya güneşle yarışan bir tavrın var Ama kazanan hep sensin Sıcaklık olsun Parlayışların olsun Evet şimdi anladım dünyanda neden gece olmadığını Çünkü güneş aydınlatırken Ancak bazı yerlere ışığının kolu ulaşıyor Ama sen batmayan bir parlamayla gelmişsin Kâdim yıllardan bu yana Her ufka o kadar parlak renkler gönderiyorsun ki Hiç bitmeden tekrar seni buluyorlar Ve güneşten daha bir sıcak Bir tek bana... Sen yer yüzünün bitmez güzelliklerinde Evrenin özünde olansın Sen benim için güzelsin Benzerlikleri arayan salaklar için değil... Önemli olan senin dünyanda Farklı imgelerde benim kurallarımın Kokusunun hissedilmesidir Buluşmaktır hayat Hep bir noktada buluşmak gerekir Bizim yaptığımız gibi Farklı konumlardan bir noktaya hareket edip buluşmak Aynı noktada isen buluşamazsın Ve bizim buluşmaya gelirken öğrendiklerimizi öğrenemeyecek olanlar Hayatlarına yazık olanlar Bir başkadır sevmek seni Sanki her sevmede bir nehirden geçerken Bin tane suyu saymak gibi Bir tane beyaz çimen yetiştirmek gibi Hem imkansız hem sonsuz ve benden başkasının başaramayacağı Daha üç adım yol aldım kalkalı Şuradaki ağaçlardan biri olmak isterdim Ve tam karşımda seninde olmanı Sonsuza kadar yaşamak isterdim seninle El ele sarmaş dolaş... Seni anlatırken sessizliğime yenik düşüyorum Sessizlik seni daha çok anlatıyor Çünkü sonsuz bir yol gibi uzadıkça uzuyor... Bir okyanussun veya bir kumsal Ama aynı kalan bir şeylerin var İnsanın yorgunluğunu alan Sesin var uzaklaşan Uzaklaştıkça daha bir haykıran Gözlerin var insanı delip geçen İnsanın içini okuyan bakışların Duruşun yeter bütün zorlukları yıldırmaya Ve bir sonsuzluğa çıkan iç dünyan Sen varsın durmadan insanı bağımlı yapan kendine Minik bir kalemle başlamıştım seni anlatmaya Minicik ellerini minik öpücüklerini Minik bir minderde bana bakmanı Minik olan her şeyindeki yüceliğini Sen minik bir sonsuzluk diyarısın Benim canımdan sarıldığım Kollarımı beline sardığım Elini büyük bir güvenle kavradığım Ters düz olsun isterse her şey İstasyona gelirken devrilen bir tren gibi Kokun geliyor uzaktan deniz kokusu gibi Dondurucu soğukta güneşten gelen rüzgar gibi Sen hep zorluklarda yardımcı bir ilah gibisin Uzayan geceler var artık yakınlarda Bir ateş etrafında oturmak Ve seninle paylaşılacak konular Senin desteğine ihtiyaç duyacak kadar zorluklar Ve oturup öpüşmek için deri koltuklar Saçlarını okşamam gerek Dudaklarını tatmam gerek Bana senin bir güzel lafın gerek Her şey bir şeylere ihtiyaç duyarken bana sen gerek Tıpkı yıldızları görmek için bol miktar karanlık gerekse Sabretmek gerek ve azmetmek bulmacayı bilmek gerek Sen ılık iklimlerin sıcak pembesi Sen sonsuzlukların bir üçgeni Ben iç teğet çemberi Sana üç noktada dokunuyorum Ama teğetler birleşmeye başlamış Ne bir çemberim ne de üçgen Az zamanım kaldı farkındayım Turumu bitirmeme Ve tek bir üçgen olmamıza Bir daha ayrılması imkansız Ayrılırken ikimizin de sonu olan bir duruma gelmeye Ne kadar güzellikler var sende Rengârenk bir dünya Pembeyle mavi karışmış Bal köpüğü almış çimenleri Ve sen geliyorsun aklıma Teninin anlatılmaz rengi Konuşmalarının bitmez tatlılığı Sürükleyici bir serüven gibisin Adrenalin yüklü Ama sen bir tanesin Sen en sevdiğim yanımsın Bakmaya kıyamadığım Öpmeye, sevmeye doyamadığım Bir kötülüğünü bulamadığım En sevdiğim dertsin başımdaki Sen unutulmaz yaşanılası bir biçimsin dünyamda Yazmaya yenik düşen ellerime her defasında güç katan Hayal dünyamın içinde zaman zaman değil her an rastlanan Beynimin her fonksiyonunda uzun uzun canlanan Bir ok gibi fısıltılarla yaklaşan... Seni anlatmak mümkün değil Ne anlatılacak yönün var Ne de katlanılacak bir nazın var Sen en uyumlu olansın çünkü Belki de seni anlatan tek kelime tek cümle Seni Seviyorum olsa gerek Anlattıkça anlatılan Her anlatmaya başladığımda seni başka ufuklara gidiyordum Ama şimdi istediğim noktaya varıyorum Bir üçgen olarak yolculuğum bitti Üç işte her formun gizlendiği Sendeki bütün güzelliğin saklı olduğu Birincisi sensin İkincisi ben Üçüncüsü...... Sen saçlarını toplamayı unut Daha bir yakışıyor sana Sen ne olur her şeyi unut aşkım Bir ben kalıyım benim yaptığım gibi Seni ne kadar sevdiğimi söylemek geldi içimden Ve yolculuğumu bitirirken Dünyadaki bugüne kadar çürümüş olan Ve ilerde çürüyecek olan yaprakların sayısı kadar Seni Seviyorum Karıcığım Seni Seviyorum Aşkım Seni Seviyorum Bebeğim Seni Seviyorum Bir tanem Seni Seviyorum Canım...
Ümit Kalender
|