Karbasan`ın Güneşi (Manzum Hikaye)
24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle öğretmenlerimize...
Köy muhtarı ünledi “Hey köylüler toplanın! Güzel haberlerim var, haydi biraz canlanın Kaymakam beyimizin yanından geliyorum Kaymakam bey sözünü tutacak biliyorum Bu yıl bizim köye de bir okul yapılacak Bizim de geleceğe yolumuz açılacak” Muhtarın bu sözleri tastamam doğru idi O ay atılan temel okulun temeliydi Köylü devlet elele çalıştılar imece Çarçabuk bitti okul Ağustos’a gelince Kaymakam gelip köye bitmiş okulu gezdi Köylünün gözlerinde bir nurlu ışık sezdi Dedi ki; “Bir ay sonra bir öğretmen gelecek Onun için kalacak bir de ev gerekecek” Muhtar girdi araya dedi ki; “Kaymakam bey, Biz o işi hallettik, gelsin tek öğretmen bey” Köylüler arasında konuşmalar başladı Yapılan konuşmayı kaymakam anlamadı Dedi ki; “Konu nedir? Bu köylünün derdi ne? Derman olunacaksa, önce derdi biline” Muhtar; “Beyim dert yoktur, öğretmen gelsin hele” Ve köylüye dönerek; “Gelen meledir, mele! ” “Bu mele de kim ola” diye sordu kaymakam “Mele, öğretmen demek” dedi ordan bir adam Kaymakam öğretmene ayrılan evi gördü Önce bir miktar evi sonra muhtarı övdü
Sonraki ay içinde köye geldi bir adam Gelişinde tanımak mümkün değildi tozdan Elindeki vâlizle yorulmuştu besbelli Görünüşte bir yere gidiyordu temelli Meydanda toplu duran köylülere yürüdü Yürüme değildi bu, ayakları sürüdü Erişince meydana dedi; “Selâm Aleyküm Ben buraya atanan öğretmen Hasan Türk’üm” Muhtar koşup gelerek sarıldı ellerine “Hoş geldin” dedi önce, sonra köylülerine “Çok şükür gardaşlarım, gün doğdu Karbasan’a Haydi hoş geldin deyin şimdi Mele Hasan’a”
Köylü çabuk alıştı bu gelen öğretmene Mele Hasan başladı köylüyü eğitmeye Meydan Mele Hasan’ın ilk dersânesi oldu Köylünün büyükleri bu dersâneye doldu Dedi ki; ”Siz büyükler bilmeli bazı şeyi Sonra biz küçüklere öğretiriz her şeyi Kin, cehâlet, tembellik en büyük düşman bize Bu benim de burada ilk dersim olsun size Önce sevgi, hep sevgi, herkese sevgi verin İlgiyi ve saygıyı, sevgiye katıp verin Çocukların ışığı sizin bu ilginizle Sonra da okuldaki düzenli dersimizle Parlayıp güneş gibi ufkumuzu saracak Bizdeki karanlıklar onlarla ışıyacak Sakın siz çocukları okuldan gevşetecek Sonra da cehâletin çukuruna itecek Hareketler yapmayın ve sözlerden sakının Okula önem verin, ciddi tâvır takının Biz de bu çocuklara okulu sevdirelim Onlara aydınlığın ipucunu verelim” Mele Hasan hep böyle dersler verdi köylüye İyiye kanat gerdi, yol vermedi kötüye
Yeni bir ufka doğru yürüyorken Karbasan Köylülerin gönlünde büyüdü Mele Hasan Zor zamanlarda gelip kapısını çaldılar Dar zamanda toplanıp, fikrini danıştılar Ne zaman bir dert olsa dediler ki; ”Sakın Ha! Mele’ye danışmadan kendince bir iş yapma O bizim ışığımız, dostumuz, gururumuz Mele olmazsa eğer doğruyu zor buluruz Mele’ye iyi bakın, üzmeyin incitmeyin Cehâleti burada bir daha diriltmeyin”
Okulda çocuklara babadır Mele Hasan Dertliye ve garibe anadır Mele Hasan Hem öğretir onlara bilmediği her şeyi Hem kana kana verir gözleriyle sevgiyi Bir köye bir öğretmen belki de azdı ama Yorgunluk uğramadı o yıl Mele Hasan’a Her çocuk için özel bir alâka gösterdi Emeği yıl bitmeden meyvelerini verdi Tüm çocuklar okuyor ve hesap yapıyordu Yüzlerce Mele Hasan yârına bakıyordu Analar ve babalar, çocuklara kızmıyor “Mele Hasan duyarsa o çok üzülür” diyor Çocuklar Mele Hasan üzülmesin diyerek Haylazlığı bırakıp, yanlışlığı iterek İyi, doğru, güzel ve sevgiye uçuyordu Mele Hasan’la köyde çiçekler açıyordu
Köy bir yılda değişmiş, iş ve verim artmıştı Çalışmayana herkes kötü kötü bakmıştı Köy çevresi emekle ve ağaçla donandı Her ağaçta Mele’nin elinin izi vardı Okulun çevresiyse, bir cennet köşesiydi Okul çocukların ve Mele’nin neşesiydi O yıl da böyle geçti, hep tohumlar ekerek Her eve bir ışık ve gül ağacı dikerek
Yeni yılla beraber kötü haberler geldi Söylendi ki; ”Eşkiya dağlardan düze indi Köy basarmış bölücü, meleleri kahpece Vurur olmuş köylerde, hem gündüz hem de gece” Köylüye korku düştü, korku cana değildi Silahlar kuşanılıp, eşkiyaya çevrildi Ya eşkıya gelir de Mele’ye uzanırsa Işıklar heder olur, karanlık kazanırsa Kurşunlar bize gelsin, Mele’ye değmesin tek O bizim ışığımız, ışısın sonsuza dek Günler güne eklendi, böyle bir endişeyle Köyde çocuklar bile gülmez oldu neşeyle Sonra o uğursuz gün geldi bilmem ne diye Bir kahpe geldi köye “Kamyon devrildi” diye Mele Hasan atladı, yola doğru fırladı Arkasından o kahpe silah birden patladı Mele yere düşmüştü düşerken de ölmüştü Kahpe soyu durarak baş ucunda gülmüştü O anda yeri göğü kapladı silah sesi Kahpenin boğazında kaldı son pis nefesi
İlk duyulan muhtarın o acıklı sesiydi Ağlayan onun değil, tüm köylünün sesiydi “Mele Hasan öldü anam, Mele Hasan öldü Dostlar ışığımız söndü, Mele Hasan öldü”
Mele Hasan’ı köyün meydanına gömdüler Mezar taşına “MELE BİR GÜNEŞTİ” yazdılar
Mustafa Nadi Taşçıoğlu
|