İsmi Konulmayan
çıplak bakışlarını kaybetmiş şehrin sokaklarındaydım yoktun yalnızlığın infilakıydı şakaklarımda patlayan ziyan bir zamandı harcadığım tramvaylar geçiyordu özlemlerimin içinden kan süzüyordu sigaramdan duman çalan yorgun bulut gülüşün doğuşumdu gidişin ölümüm sorgusuz sualsiz ayrılıktı gözlerini ufka gömüşün tenime bulaşmıştı teneşir rutubeti aşkın mevsimsiz sancılarına tutulmuştum zemheri bir vuslatta alacak haneme yazılmış güneşleri sana esir ediyordum anladım ki ‘ismini koyma’ dediğin bir vurgunu yaşıyordum…
Rasih Yılmaz
|