Hazin Bir Manzara (Manzum Hikaye)
Bir zaman devlet, dini, aklınca yasak etti Bir sürü madrabazı, garib halka besletti Bir nice zaman sonra akıllandı kafalar Bir baktık ki, dört yanda, tutulmuş tüm kapılar Her yeni düzen tutan, bir yeni fetvâ verdi Zekât, fitre, sadaka, bin yeni yola girdi İmâna zemin olan, dergâhımın hikmeti Yeni bir tür ruhbânın, oluverdi serveti Orta çağın küpüne altın basan papazı Satın aldı ümmetten, pek ucuza namazı Yedi, kırk, elliiki, yeni pazar adları Parayla indi hatim, dikiverdi katları Şimdilerde bir adam, etrafta birkaç çeri Destursuzca daldılar beyaz camdan içeri Dediler ki: “Sakın ha, çocukların rızkını Kaptırmayın bunlara, bunlar Kur’ân kaçkını Bak Kur’ân’da ne diyor, kâinâtın Hâlik’ı” Dediler “Sen de kimsin? Önce kes şu saçını Sakalın bile yok ki, ne bilirsin Kur’ân’ı Kâfir, zındık, abdestsiz, İbn’i Sebe kopyesi Senin bırak dediğin, bin yılın hikâyesi” İşte böyle başladı, günümüzün kavgası Pek de yaman çıkmıştı, kartelin yaygarası Ayet, Hadis, deliller çıkınca birer birer Kaşınmaya başladı, uykudaki beyinler Belki yanlışlar da var, amma kim ayıracak Doğrular Kur’ân ile, ilimle bulunacak Ne olur durup biraz, Kur’ân’a bir danışın Milletin imânına nurlu bir ufuk açın Bazıları susuyor, “Bunlar doğru” der gibi Doğru ise söyleyin, hoş olsun Ruh’u-Nebî Değil ise tarihte bir de Bedrettin vardı Kadere boyun veren fermânı kendi yazdı O fermâna vardıran ulemâlar nerdeler Hoca doğruysa eğer, nedir bu terâneler
Hâl böyle olunca da, bu sözlere kızmayın Çuvaldaki yüzleri ortaya çıkartmayın Her gün başka kibirle çıkan bir yeni hâmi Sanırsın ki, ümmetde yok başka bir fedâi Garibler meclisinde dehşet ahkâm kesiyor Aklınca, harâb olan dîni tamir ediyor Vâr ise ilmin çık da endâmını görelim Sayende ulemâmız ne haldeymiş bilelim Var ânın karşısına eyle ilminle mey’us Yetmiyorsa irfanın kes sesini be deyyus Her köşenin başına bir münâdi dikenler Sesleri duyulmuyor, acep onlar nerdeler Havârîler eliyle tekfîrâtı bırakın İlm’i-dîn ile çıkıp bizleri aydınlatın Yok ise söyleyecek doğru üç beş sözünüz Bari edep harcıyla kızarsa da yüzünüz Ellerinizden öpüp, başlara tâc edelim Beraberce nebînin iklimine gidelim
Ya Kur’ân’a dayanan ilminizi fâş edin Ya da dînin üstünden ellerinizi çekin İlme âman vermeyen îman tâciri sefil Havâri istemeyiz, Kur’ân’a Allâh kefil
Bu adam ve çeriler eğer yanlış iseler Sizden medet yok amma, bakalım Allâh ne der Kur’ân’da mesnet bulan her söze inanırız Siz endişelenmeyin, biz Allâh’a yakınız Şah damarından yakın Allâh’a varmak için Bir de Kur’ân vâr iken size ihtiyaç niçin Yalnız, bir edep var ki, tahsili epey zormuş Amma o kutsî cevher, hele sizde hiç yokmuş Mevlânâ gibi mürîd olursak edep için Şemsler bulurlar bizi, bu endîşeden geçin Edep ile Kur’ân’a yaklaştığımız zaman Korkmayın gerisinden, Allâh Rahîm ve Rahman
Mustafa Nadi Taşçıoğlu
|