düşeşim
Ve sen düşersin aklıma bir çığ gibi her saniye kat kat büyüyerek her yanım sarsılır şakağım ter tanecikleri ile dolu saçlarım daha beyaz görünür aynada sanki gidişin dünmüş gibi belkide şaka köşe başından çıkıp geleceksin gibi beklerim mumlar erir gecenin karanlıgında ben gibi halen sofraya dokunmadım kırmızı şarabın boynu bükük seni bekliyor yıllanıp güzeleşerek yemek öncesi hayallere daldım yine beraber yptıgımız gibi hani aperatif derdin ya sen biraz baş dönmesi tatlı bir sarhoşluk yinesinde sen düşersin aklıma pimi çekilmiş bomba gibi parça parça gözlerim suskun sakallarım ıslak yine tutamadım sözümü erkekler ağlamaz güçlü olmalısın demiştin ne olur affet beni sigara dumanı degilk göz yaşlarımın sebebi eriyen mumlar açılmamış kırmızı şarap ve senin yokluğun bu gece soğuk bu gece karanlık vardı bu gece hasretle gözlerinden öpmek vardı ama olsun sokak ortasındada olsa düşlerimde bir gül yetiştirdim sana af gibi sıcak dar ağacı gibi titrek ellerimle ve sen düşersin aklıma an bean tükenişim sanki son saniyeler ve kıyamet sessiz sedasız işte gidişin hür ve çıplaksın bensiz işte gidişin keşke olmasa idi yalnızlığım ne kadar unutsanda beni ben halen sendeyim işte gidişin bir cinayetgecenin karanlığına feryatsız figansız çünkü sensiz ve yalnız eriyen mumlar bitti gece sabaha dönüyor eger sende dönecek olursan kaldırım taşlarındaki kanım gibi açılmamış kırmızı şarap senin... senin... SENİİİİİİİİİİİİN.
Şükrü Akdağ
|