Umuttan İnsan Yapmak
Kuytularda büyüttüğün, taşralı umutlarla beklediğin bir şeydi sevmek. dokunmak çift yönlüydü, yetişme telaşının toyluğundan bilmiyordun altmışikiden tavşan yapmayı biliyordun da umuttan insan yapmanın anahtarı yoktu elinde gökyüzüne bağırmak geliyordu içinden her daim söylemek istediklerini hayatının deltasına daha biriktirmemiştin üstelik hasretlerini dulda yamaçlarda korudun ötü rüzgarlardan sakınırcasına gizli bir hayat zannederdin sevmeyi kaçırırdın, saklardın gün ışığından olmasın diye çifte kavrulmuş çorum leblebisi gibi bakardın da sevdiğine belli etmek ayıp sayıldığından geceleri yatağında kutsardın onu beyniyle seven yüreği ile düşünen bir insan olmamıştın daha baharın ilk günlerinde önüne alıp bir erik fidesini dostuna ömrünün arka sokaklarını gösterir gibi dertleşmemiştin daha bir alın kırışıklığı kadar efkarlı uzun uzak yollarda beklediğin nazlı narin bir gül yaprağı yoktu henüz “ateş mekanım olsun” diye yeminler ederdin “en büyük parçanı karıncalar taşısın”diye küfürler asıl küfür içindeki erkeği kendinden sevdiğinden saklamakmış çok sonraları öğrendin domatesler güneşte kızarır deyip acının, yokluğun, yoksulluğun üstüne giderdin aç kursakların gölgesi vururken yaşadıklarına sabahın çiyine karışırdı fırın işçilerinin alın teri günün ilk ekmeğini alırcasına buğusu üzerinde korkular biriktirdin güler yüzlü bir sevgi sevgili yerine... elindeki yap-bozun son parçasının sevgi sevgili olduğunun sessiz ve yalnız gecelerde evinin seni hiç terk etmeyen duvarına ağlarken farkına vardın
kırmızıyı maviden maviyi paylaşmaktan paylaşmayı almaktan hep üstün tuttun yine de tutuyorsun Arnavut kaldırımları ile bezeli sokaklarında üzerinde iğreti durmayacak masalsı, çocuksu ve kıkırdak sevgiler bekliyor seni bir mesai duyarlılığına ihanet etmekten korkarcasına çıkıyorsun sığınağım dediğin evinden... her köşe başında küçücük şaşırtmacaların seni beklediğine dair inancını hiç kaybetmiyorsun
doğum gününde kendine aldığın şaşkın, minik, kırmızı karanfiller kadar garip değil bu beklentilerin!.. belki de hep eksik kalacak bir yanın ve uğrayış olacak ömrün diğer adı...
Nevzat Tekin
|