Gitme...
Rüzgâr, Nasırlı ellerinin parmak aralarındaki Yangın sevdasında Ürperten hissiyatı şefkatinin Dokunduğu anda saçlarıma…
Yağmur, Ağıtlar yaktığında Aşikâr olunmayan türkülerin Nağmeli damlaları devasız Mariz gözyaşlarımda…
Bulut, Beyaz mavi gülüşlerinin Doludizgin Kucaklamalarında Aç bitap emzirildiğim ak pınarların Issız tarla kıyılarında…
Güneş, Yanık gözlerindeki tebessümü zarafetin Bekleyişin Günün çökkün encamında Elvermez ki puslu renkler Hatıralarımı uçtan uca boyamaya…
Ve yaşamak, Nefes almak tamahkârca Varlığının mükellef sofrasında Pembe bir düş gibi kıt Sana uzanamamak kadar bücür Kuruyan yaprakların ayaz hazanında…
Keşke…
Küssem takvim yapraklarına Atsam saliseyi uçurumlara Salsam saatleri ıssız okyanuslara Yalvarsam Tanrıya Durdur diye Ya da vursam zamanı Karanlığın köhne zincirli mevkuf zindanlarında…
Katmerler bir bir döküldüğünde Kaybolsa da mevsimler sükûnetle Göçmen karlar düşse de yüreğimin orta yerine İlkbaharsın her özlendiğinde Anne! Kal ne olur Gitme…
Necat Necdet Demircan
|