Yanan!
“ararsan konuşmam, ararsam konuşma...” ................. Ne kadar süreceğini hiç düşünmeden başladık, Ama bizden başka herkes Fazla sürmeyeceğini, Hatta hemen bitmesi gerektiğini öğütlüyordu bize, Olsun dedik, karşı koyduk Birbirimize, aşık kıskandıran gözyaşları döktük, Şair ağlatan sözler söyledik birbirimize...
Sonraları, Seni hak etmediğimi düşündüğümde Sanki karşı koyulabilecek bir duygu gibi Aşk’a karşı çıktım, Bendekini hapsettim, Sendekini görmezlikten geldim, Sürekli kaçıyordu bendeki aşk, hapis olduğu yerden Sendeki sürekli gözümün önüne geliyordu, Ve biz birbirimizi yaşadığımız sürece Bir “ama” kelimesi geliyordu En çok söylemeyi istediğimiz cümlelerin sonuna, Mesela “Seni seviyorum ama...” dediğimizde, samimi olamıyorduk artık birbirimize, birinin iyiliği için, diğerinin fedakârlık yapması gerekliydi, ki böyle bir fedakârlık kimseden istenemezdi açıkçası öldür kendini deseler çok daha kolay yaparsın... bir fedakârlığın nasıl bir aptallığa dönüştüğünü görerek, seni onlara bıraktım, o aşk parçalayan akbabalara, kendimi, cehennem ateşinin tam ortasında çarmıha gerdirdim.
Ben sadece senin ismine bağıracaktım, Ve sen duymayacaktın, Olsun ben yine bağıracaktım duymayacağını bilerek Böylece sen beni unutacaktın zamanla.... beni duymadıkça... Akbabalar kıyamamış aşkını parçalamaya, Ama aşkının beni unutturmayan yerlerini kemirmişler, Acı ama güzel........
Ben burada haykırırken seni Aşkıma ağlayan iblislerin gözyaşları Cehennemin ateşini söndürdü. Artık özel bir cehenneme koydular beni Kimse duyamaz, kimse bilemez, Olsun bilmesinler... Göreceksin, haykırışım Yıkacak buradaki duvarları... Ama sana tekrar ulaşmayacak, engellerim...
Tanrı’m son dileğimi yerine getirdi Ve bunları sana ulaştırdı. “Bu yazdıklarımı oku ve yak, İşte o ateş benim, İlk defa bir ateşin ağladığını gör...” Ve Tanrı’m, bunları okuduktan sonra, Hemen unutmanı sağladı... Elveda...
01.10.1997 – 14:08
Umut Taydaş
|