Teseyyüp
Ya sen geç gelmişsin yalnızlığına bu şehrin Ya ben erken aşık olmuşum...
Tercih edilmemiş binlerce hüznün Kolik müptelasıyım; Cansız ışıkların yüzüme kattığı soğuk ifadeden korkarsın. Sen de git... ben;
Bu şehrin en genç yalnız zamanlarını bilirim Duvarlarına sarıldığı ve göllerini ağladığı zamanları, Uzak tepeler ardından suluboya bir resim gibi Güneşi doğurduğu zamanları, artık bir harabe olan tarihinin dimdik durduğu günleri, bu şehrin üşüdüğünü; Ben bu şehrin en uzak zamanlarını bilirim Kendine bile gelemediği zamanları, Katliamdı yollar, ve korkular stabilize, Ki sokaklarındaki rüzgar, Buruk bir senfoniyi andırırken Ben ağlamaktan alamazken kendimi Ve parklar, bahçeler, ve buluşma yerleri Yalnızlığın yalnızlıkla buluşup Onu sevdiğini itiraf ettiği yerlerden başka bir yer değillerdi. Oysa ki ölüm; teslimi ölüler Bir şehri hiç terketmeyen Sadık dostları, sessiz bekçileriydiler Mezarlara basmak günahtı. Ben bir alkoliktim bu şehrin yüreğine basarak gezinen Bir mezara kapatılmamış tek o kalmıştı benden başka Ben Köşe başlarına dayanan ve hatıralarını hatırlatıp Nâralar atan Geceleri, sevilmeye muhtaç sokaklarını dolaşıp hallerini soran, Yalnızlığı küçük bir çocuk gibi elinden tutup gezdiren, ve şehri öğreten, ben ertelenmiş pembelikleri şehrin gözleri önüne sererdim, bu şehrin büyüttüğü son çiçeklerin tohumlarını eken bendim, ve bu şehri sevdiğini asla itiraf etmeyen...
Bu gece bu şiiri yazmazsam, bir daha yazamam Ama nasıl da ölücül ayrılık, oysa ben ölürsem şehir Bensiz kalır, ben köşesiz Yalnızlık yalnızlıksız Sokaklar sevgisiz, Ölmemek için ayrılmalıyım Ben şehir, şehir ben Ayrılık beni başka şehirlere götüren zorba bir tren Ve sen, gel sen, Ne şehir ölür, ne ben ayrılırım, ki Üstelik ben aramızdaki uzaklığa dair hiçbir şiir yazmak zorunda kalmam, Sarılırım sana, güvenirim, kurtarırsın beni bu ölücül ayrılıktan, Korkutan yabancılıktan, ellerimi tutarsın, ellerime dolarsın, Ve sen, gel sen, Şehir, ben sen, Ben, şehir sen, Sen; ama sen, Hep sen Oysa ben, yapamam vazgeçtim, Gelmesen. Ayrılık.... Bm Umut “Cyrano” 15.05.1999 “intikam bir korku, ihtişam kıskançlık, ihtiras görmemişlik, ihtiyat güvensizlik, ihtiyar’ım”
Umut Taydaş
|