Sevdik İnsanı Halk
Gözlerin en eski sabah belki belki o uzak deniz... ilk tarihe dikip taç beyti yürüdük kaç ışık yılı seninle biz. Bazen mühür bastık yıldızlara -dikey koşarak- bazen çekti ilgimizi dip sulardaki giz ATLANTIS. Dağlar taşlar tanıktır, gökyüzü tanık bir ünledik mi sekiz oktavı kırardı marsımız uzanırdı sonsuza ama bazen ağıt olduk kendimize sessiz. Sevdik insani halk halk -beyaz, kara, kızıl, sari- sevdik insan için olanı. Toprağa saban, mermere can çizgiye harf, çizgiye şayi kimliği kazandıran insani sevdik. Sevdik: -Sizindir kara, hava, deniz sizedir bu taşıtlar özgürce geziniz. -Ben geceyi gün eylerim buydun elektriğiniz. -`Olmaya, devlet cihanda...` röntgen, lazer, x asılar, ilaçlar elinizin altında. -Ve siz konusun diyedir telefon dünyanın obur yakasıyla bakin ne rahat sığdı, tüm dünya odanıza, televizyonla. - diyen insani ve nice dahalar nice dehaları sevdik. Sevdik aşkla -kutsadık tapmadan da öte. Ama sevmedik asla savaşları silahları.
Simdi sen boynun büküp, soru oluyorsun ya tartışmaya kapalı konularda yoktur soruların önemi; suyu sahraya, güneşi zindanlara sorma.
Sorma kula kul olmak hangi kitapta. Evrensel erdemi biçimlerken kalem ilmi zulme, zulmü ilme sorma.
Sen Diyojen değilsin, bırak elindeki feneri sorma yozluğa, yolsuzluğa, yobazlığa bu vize nemden umudu sor bana yeniden.
Gözlerin en eski sabah belki belki o uzak deniz...Biz yorulmak bilmeyiz bilmeyiz yorulmak biz yine insana yeni insana Gideriz
Türkan İldeniz
|