Korkuluk
Kemirmiş ruhunu bir kurt gibi Yüzyıllardır bu anlamsız suskunluk Sen bozkırlar ortasında kalmış zavallı korkuluk Deryalar toplansa Bir daha yeşermeyecek odunlardan habersiz beklersin Çoktan karışmış toprağa Seni çakan adamın lanetli parmakları Başında kuş pisliklerinden aslını yitirmiş şapkan Şükredersin bu uğursuz yalnızlığına Bilmezsin Artık ne çekinen var senden Ne korkan ne sakınan Korku bile utanır bu ahmak duruşundan Suskunluğun gecesisin şarkısız-yıldızsız-aysız Kuşların eğlencesisin onursuz-hayasız-arsız Rüzgârlar küfreder sana değince Tükenmişsin sen coşkusuz ve hülyasız... Ceketini giydiğin delikanlıyı Vurdular bir kavgada Ödünç aldı akarsular-bulutlar dudağında yarım kalan şarkıyı Şapkan ölmüş bir ağadan kaldı marabasına Sonra on baş değiştirdi babadan oğula... Zulümlere tapındın sen korkuluk Ölüm aşın oldu- kıran ekmeğin Umurunda bile olmadı senin dışında çekilen acılar Dalına konan kuşları pusuya düşürür oldu avcılar Ve hep talanı yazdı tarih güzelim ay çiçeği tarlasında Senin yüzünden.. Senin yüzünden bu yağma saltanatı Bu kement- bu duvar- bu kan-bu yara Sen kul olup yaşadıkça bu zincirli korkulara Bir lânet de benden sana Bütün korkuluklara...
Adnan Durmaz
|