Kaya Balıkları
Kuş olup uçtu Divanlara sığmazdı Kapılardan geçmezdi Hüzünlü bir inanamayıştır şimdi o Küçük mü gelir ki diyerek Ölçüldü mezar Tabutun kuşağıyla Bırakın Ben uzanırım yerime diyemedi Nasıl yatırdılarsa yan dönük Öylece kalakaldı Belki diyeceği vardı Yakışmadı bana ölüm Belki diyeceği vardı Vakitsiz solan bir gülüm Diyemedi Diyemedi Eğdi boynunu kaderine Güller serpildi kefenine Burnunu dalgalara veren Bir gemi gibi gidiyordu tabutu Gah iniyor, gah çıkıyordu Son limanda inerken Beyaz elbiseli bir yolcu Yapraklar öylece dondu- nefessiz- Kuşlarsa kanatlarında bin tonluk hüzün Bekleşiyorlardı dallarda Sabah namazının hemen sonrasında Yani Düş ile gerçek Ölüm ile yaşamın sınır kapısında İnsanı kaskatı dikene döndüren Acı bir sela yükseldi gökyüzüne Betonun üstünde sabahleyin kadınlar Yürekleri için için kanayan ah o kadınlar Elektriğe çarpılmış kaya balıkları gibi Nasıl da kıvrandılar Sonra sokulup birbirlerine Yeniden buzlaşmaya başladılar Önü bahşiş için kesilmeyen Çiçeksiz İsimsiz Bir düğün arabası Gecenin karanlığında Bir ömrü yakalamaya çalışırcasına giderken Bir dilsizden bin kere daha suskun İki yitik can Olası şu sözlerle avunuyorlardı
`ÜZÜLMEYİN YİTİRMİŞTİ DÖNME ŞANSINI VE BELKİ DE BİZE DUYURAMADIĞI ŞİDDETLİ BİR ISTIRABI VARDI DİNDİ...`
Veysel Aksu
|