Saat Gece Yarısını Geçmiş
Saat gece yarısını geçmiş Bense oturmuş televizyon seyrediyorum. Birden haberler başlıyor Manşetlerde 17 Ağustos depremi Aslında depremi değil katliamı olmalı bence Sonra sırayla yıkılan binaları gösteriyorlar Çadır kentleri ve öksüz kalmış çocukları Kimileri için dönüm noktası oldu o tarih Yani 17 Ağustos Kiminin başlangıcı, kimininse hazin sonu İşte o görüntülerde ufacık bir çocuk Masmavi gözleri, berrak teniyle Yıkıntılara bakıyor Biraz daha yaklaşıyor kamera Gözlerinde ki hüznü ve o tombul yanaklarındaki yaşı Ancak o zaman görebiliyorum Sonradan öğreniyorum hazin hikayesini Anne ve babasını Yani hayattaki tek varlıklarını, tek hazinesini, 17 Ağustos’ la birlikte O yıkıntıların arasına gömmüş Ama o kadar ufak ki Belki farkında değil bunun Belki de hissediyor hiçbir şeyi kalmadığını Daha yeni yeni konuşmaya başlamış Yeni yeni derdini anlatabiliyor Ve ağlıyor uzatılan mikrofona Anne ve diyor Büzüştürdüğü o ufacık dudaklarıyla İşte o ana anlıyorum yaşamın ne denli acımasız Ne denli gaddar olduğunu Bir anda o ufacık kalbin hissettiklerini hissediyorum Benimde gözlerim doluyor Ve ağlıyorum Ya sonra Sonra yargılamaya başlıyorum Önce kendimi, sonra devleti, sonrada yaşamı Sen nesin ki diyorum ? Niye varsın bu dünyada ? Niye yaşıyorsun ki ? O ufacık kalbe bile ulaşamıyorsun Yardım edemiyorsun Ve aciz kalıyorsun bu konuda Sonra devleti yargılıyorum Bildikleri halde önlem almadıkları Ve bu katliamı göz göre göre yaşattıkları için Yaşamı yargılamaya hakkım yok belki ama Gene de acımasızlığı ve gaddarlığı için yargılıyorum onu da Sonra tekrar düşüncelere dalıyorum Gözlerimi kapatıp Kendimi düşünüyorum bir anda Yaşadıklarımı, acı çektiğim Ve gözyaşı döktüğüm konuları İşte o anda gülmeye başlıyorum Nedir ki senin yaşadıkların o ufacık kalbin Çektikleri ve çekecekleri yanında Nedir ki diye haykırıyorum Gözlerimi açtığımda gene o mavi gözlerle karşılaşıyorum O gözler, o ufacık kalp Benim ateşim, Benim isyanım, Ve benim asiliğim oluyor artık....
Oedipius
|