köz
kollarımı açıyor
ve geleceğe sesleniyorum
uzayda köşekapmaca oynayan çocuklar
savaşı tarih kitaplarında öğrenen
yarının mutlu insaanları
kanağlayan
şu 1973 leden size sesleniyorum
benzim soluk boynum bükük yüreğim umut dolu
alımlı bir yarını müjdeliyor
şafağın türküsü
kançağıltısı yüreğimden fışkıran
çiçekler serpiyorum dört bir yana
içimde ne kin
ne de nefret
yüreğim umut dolu
nalına da mıhına da deyip
yüklenmedim ben önüme gelene
en iğrenç tutkular kamçıladı
sevdamı büyüttü inadına
ben buz tutmuş yataklarda öğrendim
sevginin en kutsalını yüreğim umut dolu
gün oldu
gökapaklarım düştü
uyuz köpekler önüne
uykusuz
aç
susuz
ve cıgarasız gecelerimde
gene de irkilmedim
yalnızlık cinnetkeri geçirdiğim günler için
suçlamadım kimseyi
aşağılanmadım insanlığımdan yana
yitirmedim umudumu
ölüm denen şeytanı sokmadım yüreğime
oysa ki söndüremedi
içimdeki közü
ne kızılırmak
ne de gürül gürül akan fırat
söndüremedi
ne karadeniz nede akdeniz
içimdeki közü
yekindim vargüçümle yarına
yüreğim umut dolu
bir totem mağrurluğuyla
dursun o mabedinde
bir gün
kuzeyden güneye
doğudan batıya
tüm insanlar
aynı türküyü söyleyecek
-sevgi en kutsal
inanın buna kardeşlerim
savaştan ne çıkar
tutuşalım elele kardeşlerim-
kin
intikam zulüm ölüm
ne kazandırır bize
bu dünya cennet kardeşlerim
damarlarım boşalmayınca
can bu bedenden çıkmayınca,
diyemem ben başka söz
bu öyle bir sevda ki
günbegün kabarıyor içimdeki köz
cehennem bir dünyada yaşasamda ölüm 3 öğün sinse de kanımıza yüreğim umut dolu
istanbul- temmuz 1973
zeki ergin
Zeki Ergin
Zeki Ergin şiirleri